30 Ekim 2024 tarihinde tutuklanmasının ardından Esenyurt Belediyesine kayyım atandığını hatırlatan Ahmet Özer, eski Beyoğlu Kaymakamı Can Aksoy’un kayyım olarak görevlendirildiğini, Aksoy’un da daha önce Beyoğlu Belediyesinde başkan yardımcılığı yapan Yusuf Ulutaş’ı Esenyurt’a getirerek önemli yetkilerle donattığını öne sürdü.
Kayyım yönetimine yönelik yolsuzluk operasyonunda Yusuf Ulutaş’ın gözaltına alındığını ve tutuklandığını belirten Özer, Ulutaş’ın evinde yapılan aramalarda 450 bin dolar, 31 bin avro, altın, ziynet eşyaları ve Rolex marka saatlerin ele geçirildiğini; bir hafta sonra ise kasa ev olarak kullanıldığı öne sürülen başka bir adreste 7 milyon dolar ve 400 bin avro daha bulunduğunu ifade etti. Ortaya çıkan tablonun kayyım yönetimi dönemine ilişkin ciddi soru işaretleri yarattığını savunan Özer, yaşananların kayyımlık uygulamasına yönelik eleştirilerini güçlendirdiğini dile getirdi.
“CAN AKSOY NERDEYDİ?”
Can Aksoy’un görevden alınarak yeniden vali yardımcılığı görevine atanmasını da eleştiren Özer, kamuoyunun yanıt beklediği sorular bulunduğunu belirtti.
Özer, açıklamasında şu soruları yöneltti: “Bunca yolsuzluk iddiası gündeme gelirken Can Aksoy neredeydi? En yakınındaki isim hakkında bu kadar ciddi iddialar ortaya atılırken hiçbir şeyden haberi yoksa bu daha vahim değil mi?” Özer, bu sürecin hesabının verilmesi gerektiğini ifade etti.
“BİZİM DÖNEMİMİZDE KAMU ZARARI TESPİT EDİLMEDİ”
Kendi belediye başkanlığı döneminde İçişleri Bakanlığı müfettişleri ve Sayıştay denetçileri tarafından incelemeler yapıldığını belirten Özer, bu denetimlerde kamu zararı tespit edilmediğini ileri sürdü. Özer, kendisine isnat edilen suçlamalardan beraat ettiğini, buna karşın “görevi ihmal” suçundan 8 ay ceza aldığını belirterek, kayyım yönetimi dönemindeki iddialar karşısında farklı bir hukuki yaklaşım sergilenip sergilenmediğinin açıklığa kavuşturulmasını istedi. “Bizim dönemimizde hiçbir şey olmamasına rağmen görevi ihmal suçu deniliyor. Kayyım döneminde milyonlarca dolarlık yolsuzluk iddiaları karşısında görevi ihmal suçu yok mu?” diye soran Özer, hukuk önünde eşitlik ilkesinin herkes için geçerli olması gerektiğini vurguladı.
“KAMU ZARARININ HESABINI KİM VERECEK?”
Özer, Can Aksoy’un görev yaptığı dönemde belediyeye ait araçlardan malzemelere, personel kimliklerinden çeşitli kullanım eşyalarına kadar pek çok yerde adının ve unvanının kullanıldığını iddia etti. Bu uygulamaların kamu kaynakları açısından maliyet oluşturduğunu savunan Özer, söz konusu harcamaların ne kadara mal olduğunun açıklanmasını ve varsa kamu zararının kim tarafından karşılanacağının belirlenmesini istedi. Demokrasinin temel unsurlarından birinin hesap verebilirlik olduğunu belirten Özer, kamu yönetiminde şeffaflığın sağlanması ve iddiaların aydınlatılması gerektiğini kaydetti.
“ESENYURT HALKI AHMET ÖZER’İ GÖREVİNİN BAŞINDA GÖRMEK İSTİYOR”
Açıklamasının sonunda kayyım uygulamasına son verilmesi çağrısında bulunan Ahmet Özer, çözümün yeni bir kayyım atanması değil, halkın seçilmiş iradesinin yeniden tesis edilmesi olduğunu savundu. Esenyurt halkının belediye başkanını görevde görmek istediğini ifade eden Özer, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
“Her zaman dediğimiz gibi halkın ihtiyacı yeni bir kayyım değil, halkın iradesini yeniden hâkim kılmaktır. Esenyurt halkı bu kayyım garabetine artık son verilmesini ve seçilmiş belediye başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer’i görevinin başında görmek istiyor. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.”
Merkez Siyaset