13 Temmuz 2024
  • Ahmet Özer: Yönetenler iyi olursa şehir iyi olur

    Esenyurt Üniversitesi’nin düzenlediği Lojistik Zirvesi Çalıştayı’nda konuşan Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer, Esenyurt’un lojistiğin başkenti olduğunu vurgulayarak, “Esenyurt'u katma değeri yüksek ürünlerin ve ihracatın olduğu bir üs haline getirebiliriz. Lojistik ve ona bağlı ticareti geliştirerek ilçemizde bu zenginliği yaratabiliriz.” dedi.

  • Esenyurt Belediye Başkanı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer, Esenyurt Üniversitesi’nin Esenyurt Kültür Merkezi’nde düzenlediği Lojistik Zirvesi Çalıştayı’na katıldı. Programa Başkan Özer’in yanı sıra İlçe Kaykamı Fatih Çobanoğlu, Esenyurt Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Orhan Özyurt, İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi Dekanı Dinçer Atlı, İBB Lojistik Yönetimi ve Terminaller Müdürlüğü (LOTEM) Müdür Yardımcısı Serdar İbrahimoğlu ve çok sayıda öğrenci katıldı. Programda yaptığı konuşmada Esenyurt’u ileriye taşımanın yollarından birinin lojistik olduğunu vurgulayan Başkan Özer; “Bana göre Esenyurt lojistiğin başkenti. Bir yerin lojistiğin başkenti olabilmesinin ilk koşulu ise ulaşımdır. Ulaşımda dört ana unsur ise; hava, kara, deniz ve demir yollarıdır. Bu dört ana unsurun tamamı da Esenyurt’ta var.” ifadelerini kullandı.

    “Bilginin, bilimin, özgür akademinin de özerk olması lazım”

    Sahnede yaptığı konuşmada üniversite eğitiminin insan hayatındaki önemine değinen Özer; “Bildiğiniz üzere çağımız bir kalkınma çağı. Bütün ülkeler, uluslar ileriye gidebilmek, kalkınabilmek için büyük bir mücadele içindeler. Kalkınmanın da en temel unsuru insan kaynağıdır. İnsanı değiştirip dönüştürmenin bugüne kadar bulunmuş en etkili yolu ise eğitimdir. Eğitimin de en üst seviyesi üniversite eğitimidir. Bir üniversitenin bu anlamda üç tane işlevi vardır. Bu işlevlerini yerine getiren üniversite iyi üniversitedir. Bu üç işlevden ilki araştırma yapmak yoluyla bilgi üretmektir. Belki de Esenyurt’un en çok buna ihtiyacı var. Çünkü bizim Esenyurt’un röntgenini çekmeye ihtiyacımız var. Bunu da bilimsel bir anlayışla yapmamız lazım. İkinci işlev ise nitelikli öğrenci yetiştirmek. Maalesef son zamanlarda bazı vakıf üniversiteleri bu yoldan biraz saparak üniversiteleri adeta birer ticarethane haline getirdiler. Bu da ülkenin gelişimine zarar veren bir durumdur. Örneğin; Türkiye nüfus açısından dünyanın ilk yirmi ülkesi arasında, coğrafi olarak ise ilk otuz ülkesi arasında bulunuyor. Ancak bilime yaptığı katkı maalesef bu oranların çok altında. Bu durumda bizim derhal kendimize dönüp, bununla ilgili gerekli çalışmaları yapmamız lazım. Bir üniversitenin üçüncü temel işlevi ise; o üniversitenin halkla, sanayiyle, ticaretle, yerel yönetimle kurmuş olduğu ilişkilerin niteliği, düzeyi, verimi ve üretimidir. İşte lojistik zirvesinin bugün burada yapılması bunun bir örneği sayılabilir. Mutlak suretle bilginin, bilimin, özgür akademinin özerk olması lazım.” dedi.

    “Bu büyüklüğün pozitif yanları da var, negatif yanları da var”

    Esenyurt’tun demografik yapı olarak büyüklüğüne de dikkat çeken Başkan Özer, “Esenyurt, Türkiye’nin en büyük ilçesi. Adı ilçe ancak elli yedi ilden ve yedi büyük şehirden daha büyük bir konumda. Bu büyüklüğün pozitif ve negatif yanları var. Esenyurt’u incelediğimde şunları görüyorum. Esenyurt demografik olarak büyümüş ama dönüşmemiş bir ilçe. Dolayısıyla demografik bir şişme meydana gelmiş. 1989 yılında Esenyurt’un nüfusu 50 binken, 2009 yılında 373 bine yükselmiş. 2009’dan 2019 yılına kadar ise yılda yüzde on civarında hızlı bir nüfus artışıyla resmi olarak bir milyona gelip dayanmış. Bu rakamın gayri resmi olarak ise bir milyon altı yüz elli bin civarında olduğu söyleniyor. Bu bilgi de teyide muhtaç çünkü bilgi tekeli devletin elinde. Bununla ilgili net bir bilgi de ortaya konulmuş değil. Net bir bilgi yoksa yapacağımız iş de eksik olur. Bunun da derhal incelenmesi lazım. Örneğin üniversitenin Esenyurt’un gece nüfusu, gündüz nüfusu, resmi nüfusu, gayri resmi nüfusu ne kadar ortaya koyması lazım.” dedi.

    “Bizim insanı odaklayacak bir anlayışa ihtiyacımız var”

    Esenyurt’un el ele verilerek yeniden inşa edileceğini belirten Prof. Dr. Özer, “ İlçemizin büyük bir problemi de ekonomik olarak kimliğini bulamamış olmasıdır. Burada 3 bin civarında orta ve orta üstü işletmemiz olmasına rağmen biz bununla anılmıyoruz, kötü olaylarla anılıyoruz. Bu Esenyurt’un hak etmediği bir durum. Bakıldığı zaman Türkiye’nin hiçbir ilçesinde ve yetmiş ilinde buradaki kadar işletme, fabrika yok. Ama bugüne kadar Esenyurt’u bu anlamda bilen, anan yok. Esenyurt Türkiye’nin gayri safi milli hasılasının yüzde altısını, İstanbul sanayi üretimin de dörtte birini omuzlamış bir ilçe. Biz bunu mutlaka daha ileri götürmek, katma değeri yüksek bir üretime ulaştırmak durumundayız. Üçüncü noktada karşılaştığımız bir diğer sorun ise; Esenyurt’ta sosyo-kültürel değişim meydana gelmemiş. Esenyurt, çarpık kentleşmenin olduğu bir şehir. Hatta biz buna literatürde belki vahşi kentleşme diyebiliriz. Birileri için iyi olabilir ama ben baktığımda bu beton yığınının iyi bir şey olmadığını görüyorum. Çünkü beton yenmez. Beton olduğu zaman insan ikinci plana itilir. Bizim insanı odaklayacak bir anlayışa ihtiyacımız var.” dedi.

    “Yönetenler iyi olursa şehir iyi olur, ülke iyi olur”

    Esenyurt’un haklarının korunması için kent koalisyonun kurulması gerektiğine dikkat çeken Başkan Özer şöyle devam etti: “Bizim birçok imar planımız bu bağlamda yanlış inşa edildiği ve planlandığı için iptal durumda. Müteahhit zararda, ev almak isteyen zararda, arsa sahibi zararda, belediye de zararda ve bu durum yıllardır böyle. Kimse de bu sorunu çözmek için bugüne kadar bir şey yapmamış. Yazık günah! Bir ülkenin, bir şehrin en büyük nimeti de en büyük külfeti de en büyük şansı da en büyük şanssızlığı da oranın yöneticileridir. Yönetenler iyi olursa şehir iyi olur, ülke iyi olur. Yönetenler kötü olursa şehir kötü olur, ülke kötü olur. O nedenle demokrasinin gereği faziletli yönetenlerimizi seçmeye dikkat edelim. Fakat bizim ülkemizde böyle olmuyor. Herkes bir yere koşullandığı için benim hırsızım iyi seninki kötü mantığıyla devam ettiğimiz için bir türlü iyiye ulaşamıyoruz. Ama bizim artık 21. yüzyılda buna ulaşmamız lazım. Bu şehrin ak göğsüne bazı rant uğruna aç kurtlar gibi saldırılmış ve artık geri dönülmesi mümkün olmayan bir noktadayız. Tek sorunumuz tabii ki şehir planlamasıyla ilgili yanlışlık değil. Aynı zamanda ulaşımla ilgili sorunlarımız var. Bunların yanında eğitimle ilgili, sağlıkla ilgili sorunlarımız var. O nedenle bir kent koalisyonu öneriyorum. Hatta buna öncülük etmek istiyorum. İçinde kaymakamın olduğu, üniversitenin olduğu, ticaret ve sanayi temsilcilerinin olduğu bir koalisyon… Bu koalisyon, Esenyurt söz konusu olduğunda diğer bütün şeyleri dışarıda bırakacak, beyaz gömlekle gelecek, Esenyurt’un çıkarlarını, haklarını savunacak.”

    “Bana göre Esenyurt lojistliğin başkenti”

    Konuşmasının sonunda lojistiğin Esenyurt’taki önemine değinen Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer, “Esenyurt aynı zamanda çok güzel bir yer. Yeter ki biz el ve gönül birliği yapalım. Bana göre Esenyurt lojistiğin başkenti. Bir yerin lojistiğin başkenti olabilmesinin koşulları var; en başta ulaşım. Ulaşımın da dört ana aksi var. Hava, kara, deniz ve demir yolları. Bunun dördü de ilçemizde var. Esenyurt hem üretim gücü, ihracat gücü olan bir yer hem de bu dört tane ana aksın ortasında yer alan ve ülkelere kuşbaşı yarım saat, bir saat uzaklıkta olan bir ilçe. O halde biz Esenyurt’u katma değeri yüksek ürünlerin olduğu ve ihracatın olduğu bir üs haline getirebiliriz. Lojistik ve ona bağlı ticareti geliştirerek burada zenginliği yaratabiliriz. Bu anlamda bu lojistik zirvesi önemli ve bundan sonra da devamının gelmesini diliyorum. Biz de belediye olarak bu alanlara katkı vereceğiz. El birliğiyle Esenyurt’un daha ileri gidebilmesi için hangi alan bizim için gerekli, hangi kaslarımızı güçlendirmemiz gerekir, onun üzerinde çalışarak Esenyurt’u 21. yüzyıla yakışır bir şehir haline getireceğiz. En büyük idealimiz, hayalimiz bu olmalı.” şeklinde konuştu.

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir