Siyaset Bilimci Esen Ermiş Ertürk, ABD’nin Harg Adası’na yönelik olası askerî çıkarma senaryosunun savaşın doğasını değiştirebileceğini, Türkiye’nin yürüttüğü çok yönlü diplomasi ile sahadaki askerî riskin aynı anda ilerlediğini ifade etti. İran merkezli çatışmada hem sahada hem diplomasi masasında belirleyici bir eşik oluştuğunu vurguladı.
Türkiye’nin savaşı sonlandırmaya yönelik çok yönlü bir diplomasi yürüttüğünü belirten Ertürk, bir yandan müzakere kanallarının yeniden açılmaya çalışıldığını, diğer yandan İran ile Körfez ülkeleri arasındaki bağların kopmaması için özel bir çaba gösterildiğini ifade etti. Türkiye’nin aynı anda birden fazla hattı yönettiğini, hem müzakere zemini kurmaya çalıştığını hem de bölgesel kopuşu engellemeye odaklandığını dile getirdi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın yoğun bir diplomasi trafiği yürüttüğünü aktaran Ertürk, Fidan’ın İran, Mısır, Avrupa Birliği, Katar, Suudi Arabistan, Irak, Norveç, Almanya, Suriye, Özbekistan, Çin ve Pakistan ile temaslarda bulunduğunu ifade etti.
Sahadaki en kritik başlıklardan biri Harg Adası. İran’ın petrol ihracatının ana düğümü olan ada, doğrudan enerji ve savaş dengesiyle bağlantılı. Bu nedenle adaya yönelik bir çıkarma hamlesi yalnızca askerî değil, aynı zamanda enerji savaşının merkezine doğrudan müdahale anlamı taşıyor.ABD’nin Harg Adası’na fiilî asker çıkarması, hava saldırısından farklı olarak savaşın niteliğini değiştiriyor. Bu hamle, vur-kaç operasyonundan çıkıp toprak tutma, hat kurma ve süreklilik gerektiren bir sürece geçiş anlamına geliyor. Ortaya çıkan tablo, geçici bir operasyon değil; sahada kalıcılık ve fiilî askerî varlık.İran açısından bu durum doğrudan ekonomik omurgaya yönelik bir müdahale olarak okunuyor. Bu nedenle ilk karşılığın deniz hattında ortaya çıkması, Hürmüz Boğazı’nın kritik eşik hâline gelmesi ve tanker trafiği ile enerji akışlarının hedefe girmesi ihtimali öne çıkıyor.
Harg Adası’nın devre dışı kalması yalnızca İran üretimini değil, küresel enerji sistemini etkiliyor. Petrol fiyatlarının ötesinde sigorta maliyetleri, navlun ve LNG akışlarında da dalgalanma riski artıyor.ABD’nin adayı kontrol altına alması askerî olarak mümkün olsa da bunun stratejik başarıya dönüşmesi garanti değil. Belirleyici unsur, operasyonun sürdürülebilirliği. Sahada kalıcılık, ikmal ve savunma kapasitesi bu noktada kritik hâle geliyor.Genel tabloda sahadaki askerî tırmanma riski ile Türkiye’nin yürüttüğü yoğun diplomatik trafik aynı anda ilerliyor. Bu iki hat, savaşın yönünü belirleyen temel dinamikler olarak öne çıkıyor.
Merkez Siyaset